Fotoğraf Albümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf Albümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2009

Seri boyunca oynanan hakem oyunları...


İlk maçtan itibaren hakemler berbat bir yönetim sergilediler 5 maç boyunca. Daha ilk maçtan sonra "Avrupa'dan hakem gelsin" önerisinde bulunurken ben, bu performanslarının bu kadar da Efes lehine belirginleşeceğini tahmin edemezdim. Özellikle Abdi İpekçi'deki 2. maç ve serinin 5. maçında hakemlerin sergilediği tavırlar, çaldıkları ve çalmadıkları düdükler "Artık yeter" dedirtti.

Ömer Onan son saniyede belki faul yaptı ama bu kadar tepkinin gelişinin tek nedeni bu ana kadar hakemler konusunda ciddi bir birikimin olmasıydı. Bu negatif birikim, maçın tam kırılma noktasında gelen sportmenlik dışı faul düdüğüyle aşırı tepkiye dönüştü.

Abdi İpekçi'deki 2. maçta periyot arasında ağızlarını okurken hakem üçlüsünün saha içindeki toplantısında Recep Ankaralı Fatih Söylemezoğlu'na "Ben görmedim, sen de görmedin, tamam" diyor. Kendileri de yaptıklarının bilincinde ama hep Efes lehine olunca problem oluyor. Fenerbahçe lehine denebilecek bir düdük sonrası hemen telafi düdükleri çalınırken ben seri boyunca bir tane bile böyle bir düdük görmedim. Hızlı hücuma çıkarken, Ömer Onan'ın beline sarılıp durudurmaya çalışıyorlar, tüm salon görüyor ama 3 hakemden biri göremiyor. Efes potası altında kan gövdeyi götürüyor hiç düdük yok, Fenerbahçe potası altında ufak temaslara bile hemen faul...

Efes'in şampiyon olamaması durumunda ligden çekilmesi korkusuyla bu kadar da iteklenmez bir takım; ayıp !!! En iyi hakemlerini Letonya'ya gönderip, kalıntı hakemlerle final serisini idare etmek; ayıp !!!

Seri 4-0 olur derken, Efes 3-2 ile tek galibiyete bıraktı işi. Bu dakikadan sonra bu hakemlerle ne olur ne biter bir şey söylemek güç.



Serinin 3. maçında çektiklerimden 2 kare:


26 Mayıs 2009

Fotoğraflarla 2009 UEFA Finali | Shakhtar Donetsk 2-1 Werder Bremen

Maçtan önce buradaki Fenerbahçe yazısı sökülmüştü. Maç günü gördüm ki bu görüntü içinmiş.

Bu sezonun tartışmasız en etkili ve adından söz ettiren takımı FC Metalist UEFA Kupası finalinde yoktu ama taraftarı gelmişti. Metal Fırtına bir yere kadar esebildi.

Maç öncesi ender gördüğümüz coşku sahnesi. Onda da arada Türk'ler kaynamış, coşku da bundan olsa gerek...

Kimi kupa derdinde, kimi ekmek...

Artık stada girmeye yönelirken biz, bu grubu fotoğraf çektirirken gördük. Önce bu fotoğrafı çektim. Ardından aralarına girip Fenerbahçe atkısı açıp birlikte fotoğraf çektirdikten sonra arka sıradaki bir Ukraynalı ile atkı değişimi yaptık. Atkı değişimiyle birlikte ben "Shakhtar kümeye Shakhtar kümeye!!!" diye bağırınca enayi Ukraynalılar da bana eşlik ettiler :) :)

Maç Öncesi



Ve sonunda final başladı...

İlk golü Shakhtar Adriano ile atarken biz sadece golün son vuruşundan itibaren izleyebildik. Bunun nedeni nerede bir olay olsa meraklı gözlerle izlemeyi seven Türk halkıydı. Final Türkiye'de olunca böyle şeyler de oluyor!..

Golden sonra meşale şovu

İşte öküzler... Otur maçını izle !..

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 1

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 2

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 3

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 4

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 5

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 6

Naldo ile Bir Golün Foto Videosu - 7

Gol sonrası coşam Almanlar ve taraftarına giden Werderli futbolcular...

Meşale yakma sırası şimdi Almanlarda

Kornerden 2. gol beklentisi

Torsten Frings atağı sürüklerken, maçın yıldızlarından biri Lewandowski hamle yapmak üzere...

Willian yaptığı faul sonrası Cantalejo'dan azar işitiyor. Bu sırada kart çıkmaması Werder Bremen taraftarını kızdırıyor...

Maçın iki yıldızından biri Srna düşürülmeden hemen önce...
Arkadan kovalayan da Mesut Özil. A Milli Takım'ı reddedip Almanya'yı seçen Mesut'un maç boyunca hiç ıslıklanmaması da garipti...

2. Yarıda bizim önümüzde Srna oynamaya başlıyor ve onu izlemekten büyük keyif alıyoruz...
Srna'nın bir serbest vuruş öncesi...

Bir Başka Srna frikiği. Bu kez vücudunu ne kadar eğdiğine bakmak istedim...

Uzatmalarda Shakhtar bir gol daha buluyor ve maç boyunca üstün oynadığı maçta kupaya çok yaklaşıyor...

Luis Medina Cantalejo son düdüğü çaldı ve kupa Shakhtar'a gitti...
Maçtan önce Shakhtar atkısı almakla ben de kazanmış oldum. Almanya'nın Dünya Savaşı'nda yenilip bizim de yenik sayılmamız gibi oldu :)
Sevinç / Hüzün

Artık son meşaleler kupa sevinci için yakılırken...

Maç sonunda ender görülen bir sahne yaşandı. Thomas Schaaf takımı topladı ve uzunca bir konuşma yaptı...

Konuşma sonrası Thomas Schaaf takımı taraftarlara yolladı...

Srna'dan sonra maçın tartışmasız yıldızı Lewandowski kupa ile basına poz veriyor. Arkadan Lucescu "Yeter artık, getir kupayı" diyor...

Maçın başarılı isimlerinden sol bek (sıçan lakaplı :p) Rat kupayı sırtlayıp soyunma odasına götürüyor...

10 Mart 2009

Bir deplasman hikayesi: Kayseri | Kayserispor 0-2 Fenerbahçe


ÜNİFFEB ile beraber eski Salı Pazarı Meydanı'ndan cumartesi gecesi yola çıktık 17'likteki 18 kişiyle. 1 kişi, daha sonra Kayserili polis amcanın benden makas almasına neden olan, armut koltukta seyahat etmek zorunda kaldı.

Az uyku, bol tezahüratla devam ederken yolculuk ilk moladan sonra yavaş yavaş yerini bol uykuya bırakmaya başladı. Ankara'ya gelmeden önce gözü açık olanlar karla kaplı tepelerin ve manzarayı tamamlayan çam ağaçlarının arasında seyahat etmenin keyfini yaşayabildi. Ama bu keyif bazı renktaşlar için sıkıntıya dönüştü zira sadece maddi hasarla atlatılan kaza bu bölgede meydana geldi. Hepsini geçmiş olsun diyorum.

Kırıkkale'ye geldiğimizde kahvaltı molası için bir tesiste durduk. İçeriye bir anda 40 kişi girince koşuşturmaya başladı çalışanlar. Çorba içelim dedik. İşkembe, ezo gelin ve mercimek çorbaları içinde en eli düzgün olanını, mercimek çorbasını seçtim. Lakin öyle bir çorbaydı ki; temizlikte kullanılan suyla mı yapmışlar, çorbanın içine çamaşır suyu mu katmışlar karar veremedim. Çorbadan sonra yola tekrar koyulduktan sonra tüm minibüs istisnasız uyuyordu. Bu anı fotoğraflamadan edemedim :)


Kırşehir'de tıpış tıpış uzaklaşan bir UA


Polis'in Kayseri'ye taraftarı sokmadığını öğrenince Kırşehir'de zaman öldürmeye karar verildi. "Burda turistlik nereler var?" ve "Kırşehirin meşhur olan nesi var?" sorularının hiçbir cevabı olmadığını görünce Counter Strike oynayalım dedik, ardından da karnımızı doyurduk. Stadda yüksek performans için enerji içecekleri de unutulmadı tabi.




Kırşehir'den çıktıktan sonra ilk toplu fotoğraflarımızı benzinlikte çektik. Ardından Kayseri'ye devam ettik.


Kayseri'de polislerin arama noktasından önce kısa bir süreyi Pastırmacılar Parkı'nda geçirdikten sonra yola devam ettik. Kayseri tabelasını görünce tekrar durup ikinci toplu fotoğraf çekimi yaşandı etkili rüzgar altında:)


Ardından polis arama noktasına gelindi. Tüm aramalar bittikten sonra polisler armut koltuğu incelemeye başladılar. Arkadan yardırıp "Abi biz bilinçli taraftarız" belirtmemden sonra polis amca "sen ne tatlısın öyle" diyerek yanağımdan makas aldı.:) Böylece arama bitti ve kah minibüslerde kah dışarda beklemeye devam ettik. GFB'nin ısrarla Aziz Yıldırım'ın istifasını isteyen tezahüratlarını dinlemek zorunda kaldık.

Tekrar stada doğru yola koyulunca heyecan kendini göstermeye başladı. Yeni stadın merakı, şampiyonluk yarışında olabilmek için maçın öneminin heyecanı artmaya başladı. Ağır ağır ilerleyen konvoy sonunda stada ulaştı. Stadın dış görünüşünü minibüsün içinden fotoğraflamak zorunda kaldım.

Stada köşedeki merdivenlerden çıkarak girdik. Tek turnike vardı ve sadece 2 polis arama yapıyordu. Biz ilk girenlerden olduğumuz için çok sorun yaşamadık ama bildiğim kadarıyla sonradan girenler ciddi sorunlar yaşamışlar. Stadın eksikliklerinden biri olarak stada girişi ve çıkışı olarak belirtebiliriz.

Stada girer girmez koltuk renklerinin seçilişi ve dizilişindeki saçmalığını canlı olarak görmüş olduk. Herhangi bir koltuk toptancısının elinde ne varsa almışlar ve rastgele yerleştirmişler sanki. Yeni stad yapıyorsun, koltukları adam gibi dizayn edemiyorsun, ne diyeyim ki.


Stada girer girmez farklı açılardan stadı fotoğraflamaya çalıştım. Tabi bunu deplasman tribününün izin verdiği alan çerçevesinde yapabildim sadece. Stad, Şükrü saracoğlu'na göre daha dik. Çatısının dizaynı sayesinde akustik çok çok daha iyi durumda Kadıköy'den. Kadıköy'de sesin yarısı arkadan dışarı çıkarken Kayseri'de dönerek tekrar sahaya yansıyor. Akustik o kadar iyi ki, Tolunay bir şeylere itiraz ederken üst kattan Tolunay'a bağırdığımda duydu ve bize dönüp "ne diyorsunuz" der gibi bir el hareketi yaptı. Şaşırtıcı derecede iyi bir akustik. Kadıköy'de herkesin kıçını yırttığı maçlardan sonra televizyondan izleyenlerin "Abi hiç sesiniz gelmedi eleştiriyle karşılaşmaya alışmış olan bizler, maçtan sonra beğenmememize rağmen tribünü televizyondan izleyenlerin "Sırf sizin sesiniz geldi, çok iyiydi" tepkileriyle stad akustiğinin ne kadar fark yarattığını daha iyi anladık.

Stadın çatısında Türkiye'de ilk Şükrü Saracoğlu'nda uygulanan ısıtma sisteminin aynısı vardı. İyi de ısıtıyordu ama ikinci yarıda bunlardan bir tanesi alev almaya başlayınca "Stadınız yanıyor" tezahüratı söylenmeye başlandı.


Stadın bir eksikliği de sadece tek skor ekranının olması. Stadın bir bölümünün skoru görme olasılığı hiç yok. Karşı tribüne de bir skor tabelası şart.

Stadın bir diğer eksikliği de deplasman tribününü Kayserispor taraftarının tribününden ayıran kısmın demir tellerden yapılmış olması. Tribündekilerin büyük bir bölümü sahanın tamamını net bir şekilde göremiyor. Bu işin dayanıklı camlarla yapılması gerekir. Daha önce bunun beterini ASY'de tamamen opak levhalarla yaşadığım için çok büyütmedim ama düzeltilmesi gerek.


Sonunda bizim mahallede oynadığımız çayırlardaki gibi bir zeminde maç başladı. Sivas maçlarıyla iyi futbol konusunda olumlu sinyaller vermeye başlayan takım Uğur Boral dışında yine iyi performans sergiledi ilk yarı boyunca. Kafasıyla değil de tamamen fiziksel özellikleriyle futbol oynamaya çalışan Uğur Boral bu şekliyle sezon boyunca ancak 1-2 maçta bir şeyler verebilir takıma. Öyle de oluyor geldiğinden beri.

Daha etkili olduğumuz ilk yarıda, birinci golümüz Semih'ten geldi. Carlos'un frikiğinde yılan gibi giden top kaleciden döndü ve Semih tamamladı. Ardından Alex sağ ayağıyla inanılmaz vurdu ve 2'yi de bulduk. Topun yerdeki direğe çarpıp tavana vurması golün keyfin bir kat daha arttırdı. Bu iki gol dışında organize geldiğimiz ve Alex'in şutunda kalecinin topu son anda çizgide yakaladığı pozisyon da gol olsaydı maçı daha stressiz izleyebilcektik.

İkinci yarıyla birlikte Kayserispor baskı kurmaya başladı. Ama Mehmet Topu dışında vasatın üstünde adamının olmayışı nedeniyle ataklarını genelde olgunlaştıramadılar. Baskılı gözükmelerinin tek sebebi şişirilen topları toplamalarıydı, iyi pas yapmaları değildi.

Volkan'ın pozisyonunu başından sonuna kadar dikkatle takip ettim. Volkan göğsüne çok sert darbeyi alınca can havliyle adamı itekledi, buna tekme attı demek ağır olur. Ardındna hemen hakeme döndüm "Gördü mü?" diye. Bünyamin Gezer'in olayı gördüğünü ve sarı kart vereceğini düşünürken acıdan kıvranan Volkan'a kırmızıyı daha olay yerien gelmeden çıkarttı. 10 kişi kaldıktan sonra Kayserispor daha da baskılı gözüktü. İki kere etkili pozisyon yakaladılar. Birinde Gökhan Gönül, diğerinde Lugano olağanüstü hamlelerle olası gol vuruşlarını engellediler. Maçın ikinci yarısı boyunca "Rahat olun gol yemeyeceğiz" söylemlerin yerini buldu ve kaleye isabet eden şutları olmadı.

Lugano yine inanılmaz performanslarından birini sergiledi. Bir kez daha kendine hayran bıraktı beni. Giderayak damağımızda güzel tadlar bırakmaya devam ediyor. Bundan seneler sonra "Bir Lugano vardı ki..." diye başlayan söylemleri sıklıkla duyacağız. Yine de bir umut, belki gitmez. İnşallah gitmez.

Maç sonunda "Staddan çıkmayın, biraz taşşak geçelim" çağrılarımıza 1-2 Galatasaray formalı dışında kulak vermeyen Kayserilileri zeki ilan ediyorum. Galatasaray formalılara da Allah akıl ihsan eylesin diyorum. Bol bol eğlendirdiler sağolsunlar bizi :)


Staddan yaklaşık maç bitiminden 1 saat sonra çıktık. Yine konvoy halinde stadı terk edip polis eskortunda ilerlerken yan taraftaki bir parkten 5-6 tane çocuk taş salladılar. Bir tanesininki bize doğru geliyor sanmıştım ama arkadaki CK'nın minibüse geldiğini anladık biraz ilerledikten sonra. Çift camın dıştaki tarafı kırılmıştı. Kayseri polisinin acizliği görülmeye değerdi!.. Bu tatsız olay dışında temiz bir deplasman oldu diyebiliriz.Neredeyse tamamını uyuyarak geçirdiğimiz dönüşle saat 7:30 gibi Kadıköy'e ulaştık.


Kayseri deplasmanından diğer fotoğraflar:





Kadir Has Şehir Stadı Fotoğrafları: